Artık Eylül' ün 2. haftasındayız. Bu da demek oluyor ki Ankara artık soğuk günlere adımını attı. Yazlık kıyafetlerimiz arkaya kışlık ve sonbaharlık kıyafetlerimiz ise öne alındı. Ankara' da sonbahar demek günlerin kısalıp, akşamı, geceyi daha uzun yaşamak, gündüzleri kısa yaşamak, eğlenceleri kısaltmak, rüzgarda üşümek, yağmurun altında ıslanıp şarkı söylemek, yollarda hızlı hızlı yürümek demek. Aşkların en güzel en tatlı yaşandığı mevsimdir bence sonbahar. Mevsimlerin en hoşudur. İlkbaharda öyle. Hem sıcak hem ılık hem de soğuk geçer ikiside. Yani 4 mevsimi bir arada yaşatırlar. İnsanlar evlerinde yağmuru izler, hayallere dalarlar. Ben öyleyim mesela. Koltuğa uzanıp battaniyemi üzerime alıp çayımı yudumlayarak yağmuru izlemeyi, hayallere dalmayı çok severim.. Bu mevsimde yapılacak en güzel şeylerden birisi de yatıp uyumak. Hele ki hava kapalı ve yağmurlu ise... Ohhh vallahi yatıp, uyuyup kafa dinleyeceksin. :) Ya yağmurun o büyüsüne kapılacaksın ya da vurup kafayı yatacaksın. Her ikisi de birbirinden güzel :) Sene 2012 Eylül... Ankara' da Sonbahar manzaraları Eylül' ün sonlarına doğru çıkmaya başlayacak.. Yağmur, gök gürültüsü ve şehvet ! .. ...Sonbaharın tadına bakın...
'' Kader değiştirilemez, değiştirilirse kader olmaz diyenler var. Olmasın varsın. Hiçbir şeyin değiştirilmeyeceği bir dünyada yaşamak ne umutsuzca olurdu öyle değil mi? Başına gelmiş kötü bir olay, öyle bir gün gelir ki olması gerektiği için olmuş ve daha iyi bir şeye neden yaratmıştır... Bilemezsin... ''
Prensesin Uykusu.. Bir çoğunun aksine, uyanınca okunacak bir masalı anlatan, tatlı, sempatik bir Çağan Itmak filmi. Tavsiye ederim :)
Hani şu bayram öncesi çalıştığım yerdeki oğlan vardı ya tam bir mal çıktı. Allahım bir tripler bir haraketler falan ağzına çakasım geliyordu vallahi. Hayır yani ben onun neyi isem bir havalara falan girdi mal bebe. Ben de gelemem böyle şeylere konuşmamaya ters davranmaya falan başladım. Yok neymiş efendim benim için iznini Pazar gününe almış yok beni özlemiş falan bana ne ki bundan yeaaa. Hayır yani neyinim lan ben senin böyle bir özgüvene sahipsin sen ? Pazar günü görüşmedik diye de bir tripler bir tripler nasıl ama. Ulan hem erkeksin hem trip atıyorsun. Ulan ben o tribi çekecek insan mıyım lan he ? Erkeğin tribi mi ? Aman benden uzak olsun canım lütfen. Lan gerizekalı Pazar günü buluşalım mı dedim de ben sana sen Pazar gününe alıyorsun iznini. Böyle de mal böyle de boş. Neyse o günden sonra zaten öyle doğru düzgün konuşmadık. Ne işim olur benim böyle birisiyle yeaa. Tamam gözleri falan güzel ama her şey gözler de bitseydi ohooo. Terazi işte. Ne yapsa yeridir. Terazi mi ? Aman Allah !
Allahım ! Şunun güzelliğine bir baksanızaaaa ! Vosvos Hemde pembe ! Ölebilirim. Bana doğum günümde böyle bir pasta yaptıranın 40 yıl kölesi olmam ama onu bağırıma basarım çok severim yeaaa. Bunu yiyemem ki ben. Şeffaf bir kutu içine koyar saklarım ben onu odamda falan. Of off severim seni ben :(
Dipnot: Böyle bir pasta yaptırırsanız lolişim falan yazdırmayın lan sakın.
İşimin son günü. Arefe günü. Yeni birisiyle tanıştım dedim ya hah işte o burada :) o markette çalışıyor. Adam 1 üniversiteyi bitirmiş şimdi 2incisini okuyor. Vay lan. Eh çalışkanların hali bir başka :P Neyse. O gün benim kolileri falan dışarı almışlar. Ben iyi halt ettiniz lan güneşin altında yanacaz eriyecez deyip duruyordum ki işte o an tüm kötü düşüncelerim gitti. Yerini başka şeyler kaptı. Bir müşterinin gelmesiyle her şey değişti. Adam dışarıdan içeriye girmez oldu bir anda. Kutu kırdık beraber lokum verdik müşterilere. Tabi bu arada sohbet muhabbet koyu. Kutucum kutucum falan diye çağırır oldum bu malı. Adam neredeyse o gün bana tüm hayat hikayesini anlattı resmen. İyi de oldu en azından onu da tanımış oldum yani. Ne de olsa yeni insan yeni yüz yeni hikaye falan mod. İlerleyen saatlerde markette çalışan bir mal yüzünden aramız bozuluyordu bir an da. Sanki çok uzun zamandır tanışıyoruz lan . O gerizekalı bebe iyi etti aslında he. Daha da bir konuşur , beraber vakit geçirir olduk. Akşam oldu müşteriler nezih bir ortam oldu neredeyse. Halen konuşmaya devam ediyoruz. Baya bildiğin kanka moduna geçecektik kiiii öyle olmadı. Facebooktan ekleştik telefon numarası falan derken bu artık benim iyice hayatımın içine girdi. +1 insan daha kazandım. Kanka muhabbeti falanda yok aramızda. Bildiğin yakınız yani. Fazla ileri gitmek istemiyorum ama maşaallah bebe öyle değil. Aslında iyi bir çocuğa benziyor. Burcu Terazi. Dengesizleşecek diye korkuyorum bazen. Atarlarımla döverim lan ben onu adam olsun. Kim var karşısında bilmiyor o daha. Vallahi tribi bi attım mı oturur yerine. Terazi şaşırt bu kez bizi. Ne olur yerinde dur artık. Sevgiler.
Bu sene ilk defa abimsiz bir bayram geçirdim. Yokluğu o kadar belli ki.. Belli olmaz mı tabi. Her bayram babaanneme gelirler bizde hemen aşağıya inerdik. ( Babaannemler bizim alt katımızda oturuyorlar da ) Ama bu bayram öyle olmadı. O yoktu sadece biz vardık. Anılarıyla andık onu her zamanki gibi. O gün olan en kötü şey ise oraya inip onun ayakkabısına benzer bir ayakkabı görüp yüreğimin hoplaması heyecanlanmamdı. Tabii bu kısa sürdü direk yerine cızlama ve burukluk aldı. Dayımın oğlu gelmiş. Ayakkabısı da aynı abimin ayakkabısındandı. Yapılır mı lan bu bana ! Sanki bana inat olarak giymişti. Gerçi adamın ne suçu var ki. Tek o ayakkabı mevzusuda değil. Kapıdan içeriye girer girmez salonda ilk onu görürdüm. Ama bu sefer öyle olmadı. Sadece geçen bayramları hayal ettim ve ağladım. Sonunda ağlayabildim. Çünkü uzun zamandır kötü geçecek bayram psikolojisi vardı ağladım ve açıldım. Bedenen yanımızda olmasada ruhen bizimleydi. Kalbimiz onunlaydı .